Dünün Beğenilenleri

evliyalığa yükselmek için şeyhe karısını sunmak

seytaç yayınevinden çıktan menzil gavsının sohbetlerinden derlenmiş kitabın 118. sayfasında geçen husus.

mevzu ibrahim ethem ile şeyh arasında geçiyor. amaç ibrahim ethem'i denemek onu pişirmek.

şeyh ibrahim ethem'i çağırır ve ondan ilk önce şarap ister. hatta adres bile verir git al der. ibrahim ethem hiç kalbini bozmadan, itikadını zedelemeden yani bu helal mi haram mı diye düşünmeden gider şarabı alır gelir. şeyh artık canım istemiyor diye reddeder.

şeyh ibrahim ethem'i tekrar çağırır ve canım güzel bir kadın istiyor der. ibrahim ethem ulan padişahlığımda bir sürü kadın vardı ama şimdi nerden bulurum diye kara kara düşünürken en son hanımına karar verir. hanımına kalk süslen en güzel kıyafetlerini al diyerek hanımını şeyhinin karşısına götürür. ve bu hareketinden sonra ibrahim ethem evliyalık makamına terfi eder.

şimdi yok şeyh şarabı içmemiş yok kadınla yatmamış diyen olabilir. iyi de lan nerde haram helal çizgisi. 15 temmuzda fetö çık halkı öldür dediğinde de aynı motivasyon vardı müritlerinde. bir müslüman nasıl haram helal süzgecinden geçirmeden itirazsız önüne koyulanı kabul eder. ki milletin hanımına tarikat muhabbetiyle atlayanları da biliyoruz. yani bu bağlılık çok tehlikeli. müslüman Allah'tan başkas kimseye bu kadar bağlı olamaz.

hepsini geç bana kadın bul nedir lan.

video
devamını gör...

evliyalığa yükselmek için şeyhe karısını sunmak

menzil cemaatiyle yollarımızın ayrılmasına neden olan menkıbedir bu.
16-17 yaşlarındayken cemaatin dergahında bu menkıbeyi okumuştular. tabi bir arkadaşla birlikte buna itiraz ettik, sonra sadece oradaki vekile itiraz etmekle kalmayıp, menzile, bu ve bunun benzeri bir kaç meseleyi de kapsayan bir mektup yazdık. şeyhin halifelerinden biri mektubumuzu yanıtlamış, bir sürü tasavvufi hal falan mevzusuna girdikten sonra, tarikatta nasibi olmayanların bunları eleştirmeye hakkı yoktur şeklinde bir şeyler söylemiş. hasılı biz de hayırlı işler dedik.
devamını gör...

evliyalığa yükselmek için şeyhe karısını sunmak

(bkz: andersen den masallar)

kafa çalışmıyor ama evliya olacak, bak hele. ulan insan düşünmez mi, şeyh karıyı düdükleyecekse, bu ne biçim şeyh, aksi durumda, bi hikmeti vardır şeyh öyle şey yapmaz diye düşünürse de, "bırak hacı boş yapmayı, senin öyle şey yapmayacağını biliyorum boşuna yorma beni" demez mi?

bütün tarikat hikayeleri ortalama 50 iq için mi olur arkadaş.
devamını gör...

aldatan erkek

hiç yoktan başını belaya sokan erkektir. bu akşam bir tanesiyle buluştuğumda sevgilisinin bizi basması suretiyle hayatım boyunca unutamayacağım efsane bi yaşantım oldu.

şöyle ki, söz konusu beyle yaklaşık 5-6 aydır ismini koyamadığımız (ıssız adam tripleri hasebiyle) ama bir türlü kopmayı da beceremediğimiz ne idüğü belirsiz bir ilişkimiz vardı. ara ara görüşmeme kararı alıp, nihayetinde tekrar tekrar abidik gubidik sebeplerle biraraya geldiğimiz saçma bi ilişki.

2-3 haftalık bir aradan sonra iftar ve dahi teravih teklifiyle gelince kabul ettim tabi. akşam güzel bir mekanda, garsonların etrafımızda fır döndüğü bir ortamda buluşup, topun patlamasını bekliyorduk ki, beyefendinin telefonu susmak bilmedi. kısa kısa yaptığı görüşmeler sonrasında kuyruğu sıkışınca itiraf ediverdi:
nimbus, ben biriyle çıkıyorum, eski sevgilimdi... üniversiteden arkadaşımla buluşacağımı söylemiştim ve şu an aşırı işkillendiği için bize katılmak istiyor. yemin ederim evlenecek adam olsam, seninle evlenirdim. ama seni aldatmak istemediğim için...gelse bozarmısın?

nevrim döndü tabi haliyle, adamın pişkinliğine mi şaşırayım, düştüğüm durumun fecaatine mi yanayım bilemeden kız zart diye çıkageldi. (kız akşam geç saate kadar arkadaşlarıyla olacağını söylediğinden, paşam mekan konusunda yalan söylememiş)

bu zamana kadar kendisine daima merhametli ve aşırı fedakar davrandığımdan ve olası bir rezaletin hanımkızlığımı zedeleyeceğinden korktuğumdan yalanına ortak olacağımı ve durumu idare edeceğimi ümid ediyordu.

kızın ilk sorusu üniversiteyi nerde okuduğum oldu ve doğruyu söylediğim an, beyefendinin ilk yalanı ortaya çıktı (kıza aynı ünide okuduğumuzu söylemişti). sonra, gerginliğimizden rahatsız olup, masada kendini fazlalık gibi hissettiğini ve durumu anlayamadığını ifade edip bir anda çocuğun üzerine yürüdü. karşımda çiçeği burnunda bir çift cırmalamalı kavga ederlerken ben iftariyelik tabağındaki humusu sıyırıyordum resmen, olanlarla bi alakam yokmuşçasına.

ses tonları alçaldığında hanımkızımıza sakinleşmesini ve herşeyi açıklıkla konuşmamızı önerdim ki, her aldatılan kadın gibi masum da olsa 2. kadına nefret duyarak bana da bağırmaya başladı, olmadık hakaretler ettikten sonra çantasını kapıp otoparka gitti.

peşinden de bizim pişkin bey, anahtarı masada kalmış verip geliyorum diyerek fırladı. kendilerine bir 10 dakika verdikten ve aç karnımı bir miktar daha doyurduktan sonra ben de otoparka gittim. kavga olanca şiddetiyle sürüyordu. sakinliğimi koruyarak kız yaklaştım ve "bana sormadığın için ruhunu kemirecek onlarca soru varken, bu şansını kaçırma ve benimle konuş bence" dedim. kıza acaip mantıklı geldi. haklısın bi anlatır mısın lütfen dedi.

çocuk iyice panik olup, ortalığı alevlendirip kıza hakaret etmeye başladıysa ikimiz de kendisine çemkirip yanımızdan uzaklaştırdık. ve ne zamandır hangi conceptte görüştüğümüzü, görüşme sıklığımızı vs temiz temiz anlattım. söylemesi ayıp baya hoşsohbet bi insanımdır, kızı sakinleştirmeyi ve biraz da hayranlığını kazanmayı başardım.

çocuk dayanamayıp tekrar yanımıza geldiğinde, kız üzerine atlayıp " hadi x, y, z neyse de nimbusu 2 dakikada tanıdım, pırlanta gibi kız, buna nasıl yaptın" diye bağırdı. aldatılmasına vesile olduğum kızın beni "pırlanta gibi" tanımlamasına şaşıracakken, çocuk da "evet, nimbus bu hayatta tanıdığım en iyi, en değerli insan" diye devam etti. kız ekledi: "nasıl bir konuma düşürdün kızı, sağduyusuna bak, nası tatlı bi kız..."

iki sevgili karşılıklı beni överlerken ben kısmen 2. kadın olarak estağfurullah demekten yorulmuştum ki, kendileri de saçmaladıklarını anlayıp, benim yanımda küfürleşip ayrıldılar. hepimiz dağıldık.

restorana gittiğimde sinir boşalması yaşadığımda, elinde peçeteyle gelen garsonumuz "abla, yemin ediyorum sen daha güzelsin, ağabey kaybetti" diyerek beni kahkahalara boğdu. yan masada oturan alman grup da yeme-içmeyi bırakmış yanıbaşlarında ne yaşanmış olabileceğine dair düşünür gibiydiler.

şükür ki, birlikte aynı camiide secdeye gitmeyi planladığım beyin çevirdiği dolapların farkına vardım. üzücü olan şu ki, benim hakkımı savunurken zibilyon tane kız ismi sayan kız kuvvetle muhtemel yıllardır ayrılıp ayrılıp barıştığı ve defaatle aldattığı bir kadın.

eğitim seviyesi, statüsü ne olursa olsun aldatılmayı kadınların kolaylıkla kanıksayabildiği bir coğrafyadayız malesef. birilerinin vicdansızlığı, birilerinin uykusunu zehir edebiliyor, ne yazık.

her zaman yaptığım gibi mizaha sarıldım. aklımda sürekli ikisinin beni övdüğü sahne, gülümsüyorum kaderime tarkan gibin.
devamını gör...

evliyalığa yükselmek için şeyhe karısını sunmak

bunun adı bağlılık değil itaattir, sadece Allah'a karşı olması gereken itaat.
insanların aklını "siz anlayamazsınız, o mertebede değilsiniz" diye diye bulandırdılar. hayır efendim, anlarsınız; kuran belli, hadisler belli, din belli, dinin yasakları belli. en önemlisi kula kulluk etmenin en büyük günahlardan biri olduğu belli. daha ne olması gerekiyordu acaba?
devamını gör...

dik durmaya çalışmak

güce aşık kişi eylemi.

“dik görün,kimse acını bilmesin. bak acın aslında senin zaafın. zaafını bilen insanlar sana oradan saldırmak isteyecekler” diye düşünür kimisi. içinde bulunduğu halin zıttını gösterir. korkar.
devamını gör...

eminönü'ye vs eminönü'ne

bildiğiniz gibi türkçe kelimelerde iki sesli harf yan yana gelmez. sesli harfle biten bir kelimeye sesli harfle başlayan bir ek getirilirse araya sessiz harf olan kaynaştırma harfleri getirilir. bunlar y,ş,s,n harfleridir. eminönü'de bu kaynaştırma madurlarından. insanlar iki şekilde telaffuz ediyor. kulağa eminönü'ne demek doğru gelse de hal ekleri alan kelimelere "y" kaynaştırma harfi gelir kuralına istinaden doğrusu eminönü'ye dir.
devamını gör...

iki yıldır firari olan fetöcü eşinin hamile olması

koca firari kadın da fetö'den yargılanıyor ve kadın hamile.

haliyle bu durum hakimin de dikkatini çekmiş ve eşin firari olduğu halde nasıl hamile kaldın sorusunu sormuş kadına. kadının verdiği cevap ise "bir gece ansızın geldi" oldu.

- eşin 2 yıldır firariyken sen nasıl hamile kalabiliyorsun, eşinle görüşüyor musun?

- bebeğin babası eşim, bir gece ansızın geldi.


mahkeme var, kaçak durumu var ve bir gece ansızın gelen koca ile işi pişirme. valla bravo. neyse tabi ki boşuna değil. bunlardan herşey beklenir. kadının tutuksuz yargılanmak amacıyla hamile kaldığı iddia ediliyor. kadın tutuksuz yargılansın ama doğacak çocuğun doğduğu ortama bakar mısın. adamların çocuklarına bile merhameti yok.

haber
devamını gör...