aslı erdoğan

1967 istanbul dogumlu guzeller guzeli insan.
turkiye'nin en iyi kadin yazarlarindan biri kesinlikle.
yuksekogrenimini bogazici universitesi bilgisayar muhendisligi bolumu'nde tamamladiktan sonra yine ayni universitede fizik alaninda yuksek lisans yapiyor. ardindan dunyaca unlu cern'de doktorasina basliyor. muhtesem bir zeka ama daha da fazla muhtesem bir his dunyasina sahip. doktorayi yarida birakip kendini yazma isine veriyir tamamen.

cern'de calismaya zekasi ve kabiliyeti yeten bir insanin kendini yazmaya vermesi kadar beni sevindiren birsey yok. eminim kendi adina o da bunun ona daha cok huzur katacagini dusunup bu karari verdi ama kendi adima o yazmasaydi hersey biraz daha eksik olurdu gibi. kitaplarini okudugunuzda ne demek istedigimi daha iyi anlayacaksiniz.
ilk romani "kabuk adam" insan doğasını analiz eden en akıcı ve "bizden" kitaplardan biridir.

bazi insanlarin ruhlari oyle huzursuz izlenimi veriyor ki,belki de kendi acilarinizdan ve tecrubelerinizden mülhem onlari sarip sarmalamak istiyorsunuz; her ne kadar size gosterilen sefkatin ardinda caninizi yakacak baska bir darbenin gelecegi de ogretilmisse de.. ne de olsa sefkat de icgudusel birsey...
aslı erdoğan,
edebiyatımızın nadir kadın yazarlarından.

çok çile çekmiş, çok hırpalanmış yazar, ama iyi yazar.
kırmızı pelerinli kent

varoluşsal problemler üzerine eserlerini kurgulayan en iyi kadın yazarımızdır. aslı erdoğan'ın mucizevi mandarin ve kırmızı pelerinli kent, en iyi kitaplarıdır. tavsiye ederim...
kaliteli yazarlarımızdandır.denemelerine bayılırım ayrıca tavsiye de ederim.
özgür gündem yazarı..
pkk guzellemesi yaptigi icin tutuklandı..
chplilerin agzından kopukler sacıyor..

keşke hep kitap yazsaydı..
vitrindir..
vitrin icin pekaka gazetesinde yer verilmis o da gonullu olmus..
mahkemelik durumu..


cem erciyes yazısıdır.


başkalarının acısını duyan yazar

“silah sesleri ansızın yeniden başladı; ürküntüyle sıçrayan özgür’ün sol elindeki bardak yere düştü… bütün bedeni elektrik akımı verilmişçesine gerilmiş, titriyordu. gövdesindeki her gözenekten ter fışkırıyordu ama öte yandan buz kesmişti. gözlerine bir türlü akamayan, asit gibi yakıcı yaşlar dolmuştu. ‘yeter artık, yeter! dayanamıyorum! tanrım, son ver artık bu işkenceye! gücümün kalmadığını görmüyor musun?’”

aslı erdoğan‘ın kırmızı pelerinli kent romanı böyle başlıyor. üniversitede çalışmak için gittiği rio de jenerio’da bambaşka bir ruh haline ve hayata kapılıp giden özgür’ün hikayesini anlatan kitabın başrolünde bu tuhaf kent var. rio, türkiyeli bir genç kadının alışık olmadığı kadar özgür ve aynı oranda tekinsiz. sıcak ve rutubetli havası, kocaman böcekleri, arsızca büyüyüp sıklaşan bitkileriyle rio’nun vahşi doğası kentin sunduğu hayata dair güçlü bir metafora dönüşür. özgür bu doğayla ve kendisiyle mücadele ederken kentin gecekondu mahalleri olan favelalardan yükselen sesler geceleri esir alır. bu silah ve çatışma sesleri, uyuşturucu ticaretini kutlayan havai fişekler, patlamalar hiç bitmeyen bir endişenin kaynağıdır. çünkü her tür insanın yaşadığı bu kentte şiddet beklenmedik bir anda insanın üstüne sıçrayabilir. hele yoksul, yalnız ve korumasızsan…

kırmızı pelerinli kent için, “bugünkü türkiye’yi anlatıyor” demek kolay bir metafor olurdu. ama bu kitapta hendekler ve ablukalarla yıkılmış ya da canlı bombalarla insanları paramparça edilmiş türkiye’nin kentlerine dair bir şeyler olduğu da muhakkak. bir kentin, bir ülkenin, kendimiz dışındaki dünyanın hayatı simgeledikçe çekicileşen, ölümü hatırlattıkça tehdide dönüşen çehresine dair müthiş bir metindir kırmızı pelerinli kent. aslı erdoğan’ın kısa, sımsıkı dokunmuş, şaşırtıcı derecede cesur ve yaratıcı metinlerinden biri.

aslında az yazan bir yazardır aslı erdoğan. kırmızı pelerinli kent, belki de onun en ünlü kitabı. ismini duyurmasını sağlayan mucizevi mandarin, ilk kitabı kabuk adam ile 2009’da yayımlanan taş bina ve diğerleri yazarın diğer önemli edebi metinleri. bir de yazılarından oluşan deneme kitapları var.

yazı ya da deneme kitapları, onun yazar kimliğinin önemli ürünleri. çünkü aslı erdoğan için kurgu kadar kurgu dışı da, edebiyat kadar politika da önemli. ürettiği metinler kadar yazarlığın kendisi de değerli. biliyoruz ki aslı erdoğan için ‘başkalarının acıları ve empati’ sadece bir edebi mesele değil, aydın kimliğinin parçası. dolayısıyla gazete yazıları ve gündeme karşı duyarlı olabilmek de önemli.

sistem bedel ödetiyor

genç bir fizikçi olduğu zamanlardan bu yana dünyanın farklı kentlerinde, farklı insanlarla, farklı tecrübeleri biriktirmeyi önemseyerek yaşadı aslı erdoğan. hep dolaştı durdu. bir yandan gazete yazarlığını, öykü, roman yazmak kadar önemsedi. ben bildim bileli köşe yazarı ya da kendi blogunda güncel yazılar yazan bir edebiyatçı oldu. tabii ki vicdanı olan bir yazar gibi her daim ezilen, sesini duyuramayan, dezavantajlı olduğunu düşündüğü kimselerden, gruplardan yana koydu tavrını. yazıyı bir iktidara dönüştürenlerden olmadı. ülkenin doğusundakileri de çok yazdı, cezaevlerinde sesini duyurmaya çalışan mahkumları da… tıpkı roman kahramanı özgür gibi yapayalnız ve kırılgan olmasına rağmen cesaretini hiç yitirmeden tavır takınmaktan çekinmeyen bir yazar oldu. şimdi de bu hayatın bedelini ödetiyor sistem ona; sırf yazdığı yazılar nedeniyle tutuklandı, hapis yatıyor.

herkesin bildiği ‘hüzün ki en çok yakışandır bize‘ dizesinin sahibi, türkiye’nin en ünlü şairlerinden hilmi yavuz da 80 yaşını geçmişken, aslı erdoğan gibi hapse girecekti. neyse ki şimdi evinde. birbiriyle hiç ilgisi olmayan iki gazetede yazan, iki şair ve yazardan söz ediyorum. birbiriyle hiç ilgisi olmayan siyasetler, hiç ilgisi olmayan dünya görüşleri, hayatlar. çalıştıkları gazeteler kapatıldı, bütün çalışanları çok ağır suçlamalara maruz kaldılar. işin ucunda ülkeyi sarsan terör örgütleri var… suçlamalar o kadar büyük ki, gazetelerin ve gazetecilerin maruz kaldığı muamelenin ne kadarının yayımlama ve ifade özgürlüğüne sığdığını bile yeterince tartışamadı türkiye. ama 80 yaşında bir şaire, hayatını yazmaya adamış bir kadın yazara dokunduğunda neyse ki yazarlar susmadı, imza kampanyalarıyla gösterilerle seslerini yükseltti. çünkü herkes aslı erdoğan’ın cezaevinden yolladığı mesajda belirttiği gibi bu işin bir vicdan meselesi olduğunu biliyor. düşüncenin ve yazının suç olmadığı bir dünya düşünden vazgeçmemek gerektiği, ifade özgürlüğünün olmadığı yerde bütün diğer özgürlüklerin de tehdit altında olduğu bir evrensel gerçek.

yazarların, şairlerin kovuşturmaya uğradığı, yayımladıkları kitaplar ne olursa olsun yayınevlerinin bir günde kapatıldığı, binlerce kitabın imha edilmek üzere kütüphanelerden toplatıldığı bu hayatta bir yanlışlık olduğu aşikar…

peki ne yapalım? bu yazıyı kırmızı pelerinli kent’in son cümleleriyle bitirip çemberi kapatalım. belli ki boş vermek mümkün değil. ama hiç değilse aslı erdoğan’ı ve o müthiş karakteri özgür’ü bir kere daha hatırlayalım; okuyalım, okutalım.

“rio’ya verip verebileceği tek yanıt, söyleyip söyleyebileceği tek söz… dünyayla arasındaki tek sesli diyalog… ‘boş ver,’ dedi kendi kendine türkçe konuşarak, ‘boş ver. değmez.’”
savcı tarafından, kendisi için ağırlaştırılmış müebbet istenen kadın yazar. lan neyse bişi demiyom lan.
kendisi hakkında tahliye kararı çıkmış yazardır. hakkında ileri geri görüş bildirenlerin bi dakka utanmasını istiyom lan.
--- alıntı ---

kapatılan "özgür gündem gazetesi" yazar ve yöneticilerine yönelik açılan soruşturmada tutuklanan gazetenin yayın danışma kurulu üyesi yazar aslı erdoğan ve necmiye alpay'ın, "devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma" suçundan yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle tahliyelerine karar verildi. ancak mahkeme, şüphelilerin, "terör örgütü üyeliği" suçundan ise tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. erdoğan ve alpay cezaevinden çıkamayacak.

--- alıntı ---

hürriyet haberi.
özgür gündem gazetesi danışman kurulu tutuklu üyeleri yazar aslı erdoğan ve dilci necmiye alpay hakkında tahliye kararı verildi. ancak “devletin birlik ve bütünlüğünü bozmak”, “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası” yapmak iddiasıyla yargılanacak alpay ile erdoğan hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.''
1-1.

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Son Yapılan Yorumlar: