gelecek konuşmaları

içi geçmiş ihtiyarlarla, beyninin pekmezi akmış gençlerin ortasında konuşulması münafıklık alameti olan konu başlığıdır.

insanoğlu her saniye, cahilliğinin bir alanını daha keşfediyor. şimdi zihinlerimizde, "cevap" tan çok "soru" var. yeni bin yılın eşiğinde, en fazla merak ettiğimiz soru ise şu: "nereye doğru gidiyoruz?"

herkesin tesellisini bulup yaşadığı bir dönemde yaşıyoruz. fakat, "ne oluyor ve ne olmalı" tedirginli karşısında teselli diye sarıldıklarımız altımızdaki minderi çekmekte ve "ideali arama ile toprağa bağlanma arasındaki bir berzahta" yaşadığımızı kafamızı kanırtarak hisettirmektedir.

insanlık artık "her şey olmayan hiçbir şeyi istememe" çağında yaşadığının farkına varmalı ve oturup yeni dünyanın eşiğinde yerini tespit etmenin şartlarına ermeye çalışmalı.

tırnağı, en yırtıcı hayvanın pençesinden,
daha keskin eliyle, başını ensesinden,

ayırıp o genç adam, uzansa yatağına;
yerleştirse başını, iki diz kapağına;

soruverse: ben neyim ve bu hal neyin nesi?
yetiş, yetiş, hey sonsuz varlık muhasebesi! (necip fazıl)
|
kısaca, "ne olacağız?" minvalinde sorular...

bir ayet:

- "fe eyne tezhebun?.." (öyleyse bu gidiş nereye?..)

ama bunu sorabilmek için önce "ne oldum?" sorusunun cevabını verebilmeliyiz. kendimizle, nefsimizle hesaplaşmalıyız.

resulullah'ın emridir:

- "hasibu enfusekum kable en tuhasebu..." (hesaba çekilmeden nefsinizi hesaba çekiniz...)

ferden ferden... ve cümleten...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.