lucy

merakımı celbeden film. biraz sabırla önce sinema, sonra yify yolu gözlenmektedir.
izledik ve gördük.öncelikle aksiyon filmlerinde oynamayı becerebilen çok az kadın oyuncu var fakat scarlett abla kendini fazlası ile kanıtlamış.rolün hakkını fazlasıyla vermiş.filme eklenen belgesel tadındaki sahneler ayrı bir tat katmış.morgan amca yıllara resmen okuyor.varlığıyla bilimsel bir hava katıyor filme.velhasılı kelam izlenesi farklı bir süper kahraman hikayesi olmuş.
fena değil diyebileceğimiz film. 6,5/10 verdim notunu.

ilk defa bir filmi vizyona çıktığı ilk gün izleyebildim. aferin bana. arkadaşın beleş burger king promosyonu sağolsun.

lucy adı, ilk insana atıf. filmde lucy (starring by scarlett) kendini arkadaşının ketenperesi yüzünden tayvanlı küresel bir uyuşturucu kartelinin bir teslimatında buluyor. elemanlar lucy bacımızın karnına yararak cph4 adlı yeni nesil uyuşturucudan 1 kg'lık bir paket yerleştiriyor. sonra işte bir şekilde karnına darbe alıyor ve bu madde sızıntı yapmasın mı? madde dediğin de cph4 4 aga, bebeklerin anne karnında kendi kemik gelişimi için ürettiği bir doğal kimyasal. işte bu maddenin sentetik üretimi uyuşturucu sızıntı yaptıkça garip bir şey oluyor ve lucy bacımız beyninin yüzde 100'ünü, yani normal insanın beyin kullanımının 10 katı, kullanabilmeye başlıyor, tabii hemen değil, aşama aşama. beyin kapasitesi artıkça ne olacağını ise profesör rolündeki morgan dayımız anlatıyor ki sonra lucy bu adamla irtibat kuruyor olacak. işte cisimleri, insanları kontrol edebilme yetenekleri kazanıyor, çevresindeki tüm elektromanyetizmayı, beynindeki nöronların tüm ilişkisini, kan dolaşımını, evrenin işleyişini hissediyor, bebekliğinden bu yana her şeyi eksiksiz, bütün ayrıntısıyla hatırlayabiliyor. vesaire vesaire. filmde bu kısmın işlenişi bana parodik geldi. ne bileyim fazla afaki, pek bir yüzeysel olmuş, daha iyi bir şekilde anlatılabilirdi sanki. filmin detayları anlatmaya devam edeceğiz ama filmde en hoşuma giden birkaç enstantane şunlar:
lucy, profesör heyetine zamanın tek gerçek ölçü birimi olduğunu ve varoluşu geçerli kılanın bizzat zaman olduğunu söylüyor ve bunu bir örnekle anlatıyor. bir araba düşünün. eğer yeteri kadar hızla giderse onu görebilmemiz, dolayısıyla anlamlandırabilmemiz imkansızdır. formula bir araçları nasıl vın gibi geçiyor ha işte onun katbekatı bir hızla gittiğini düşünün. zaten anca düşünürsünüz çünkü hız çarpı zaman falan fiziken görmeniz imkansız olacak.
filmde varoluşun amacı olarak evrim teorisine ve darwin'e sıkça atıfla ''öğrendiğini aktarma'' olarak kodlanıyor. lucy bacımız yüzde 100 beynini kullanırken yeni nesil bir garip gurip bilgisayara dönüşüp sonunda profesörlere bir flaş bellek vererek beynini yüzde 100 kullanan bir insan olarak insanoğluna bilgisini ve deneyimini aktarıyor ve diyor ki ignorance brings chaos, not knowledge. yanisi, kendisine, insanlık buna hazır değil diyen ve kaos öngören bilim adamına, abiciğim cehalet kaosu getirir, bilgi değil diyor.

devam edecek...



çok vaatkar bir ilk 25 dakikadan sonra yavaşça düşen ve sonunda vasatın altında bitiren luc besson filmi. belgeselvari görüntüler ayrı bir hava katmamış, aksine akıştan çok defa koparmış, hikayenin dinamizmini - ki aksiyon izliyoruz - sekteye uğratarak sıkmıştır. besson taşıyıcı serileri gibi deyim yerindeyse sıvamıştır. tv filmi olarak discovery'de gösterilmesi daha makul olabilirmiş. evet gömüyorum, itin bi tarafına monte ediyorum ama boru değil bir buçuk saat. sanki büyük hevesle yola çıkılmış da yarı yolda olmayacağı anlaşılmış, bunun üzerine gişeye yönelinmiş gibi bir yapısı var filmin. seyirciye biraz saygı arkadaş, lucy karşısındaki normal insan yok karşınızda..

elfen lied isimli anime serisinin psikopat baş karekteri.kızıl saçlı olmasıyla ayrı bir çekiciliğe sahiptir.
belgesel mi olayım aksiyon mu olayım macera mı olayım polisiye mi olayım bilim kurgu mu olayım fantastik mi olayım derken hepsi olmaya çalışmış, bu sebeple afallamış film. darwinyen biyolojiden giriyor, fizikten çıkıyor. hele sonunu çok saçma bağlamış ki onu hiç saymıyorum. artık umudumuz gelecek haftaki sin city 2. aynı yıldızın altında fena değildi, lucy işte anlattığım gibi, cehennem melekleri 3 zaman kaybıydı. arkadaş boş vaktimin en bol olduğu dönemde-işsizlik başa bela, vauw wuhu efekti verdirecek bir film bulamadım gitti.
filmin metnini tartışmak ayrı bir konu olmakla beraber eğlenceli film. konuya limitless açısından bakmamış luc besson. scarlett johansson ise her zamanki gibi kendini izlettiriyor.
|
izlediğim en saçma filmlerden.

--! spoiler !--

ya luc besson ateistlerle kafa bulmuş, ya da birilerine yaranayım derken konunun içine etmiş.
film darwin e selam çakarak başlıyor. sonra walter white ın ürettiği meth e benzer mavi renkte olan kimyasal maddeler lucy nin vücuduna bir şekilde karışmasıyla lucy normalde yüzde 10 çalışan insan beyninin üst sınırlarını zorluyor. herneyse filmin sonuna gelelim; lucy bi ara insan üstü telepati özelliğinden sıyrılıp, insanları yönetecek bir güce ulaşıyor. yani adeta (haşa) tanrı rolüne soyunuyor. beyninin yüzde 99 luk kapasitesine ulaştığında maddeye, sonra da usb belleğe, * yüzde 100 de ise; artık her yerdeyim diye tanrıya oynuyor. yani bu kadar mesajdan benim anladığım; insanlar maymundan gelmiş,aslında varolan gücünü yavaş yavaş keşfetmiş -ki yunus balığı örneğinde buna değiniyor- ve aklının yüzde yüz kapasitesine ulaştığında ise tanrı moduna geçip herşeyi kontrol edebilen mükemmel bir varlıktır gibisinden saçma bir mesaj veriyor.

--! spoiler !--

bu film kimilerine göre scarlett johanson hatrına, kimilerine göre 78 yaşında ömrünün son baharlarını yaşayan morgan freeman ustayı belki de son kez izlerim hatrına izlenebilir. fakat luc besson kendi memleketinde bildiğin bir ekşın filmi çevirmiş. zaten filmle alakalı denk geldiğim en iyi yorum da; eğer filmin konusunu wachowski kardeşler işleseydi, bu film son zamanların en sağlam bilim kurgu filmi olurdu yorumuydu.
|
bir şeyler anlatmaya çabalayan ama sahip olduğu sağlam konuyu çok iyi işleyemeyen, altyapısı olmasına rağmen çerezlik olmanın pek de üstüne çıkamayan ortalama film. eğer luc besson bu filmle ölümsüz olmaya çalıştıysa boş yere uğraşmış, zaten leon ile başarmıştı onu.
kusura bakılmasın ama zaten sacrlett varken ciddi bir konu anlatmak da ne anlamış değilim. belgeselvari bir film yapıp onun da altını doldurmadan yapıyorsan başrole de kadın güzeli scarlett ile erkek güzeli fransız polisi koyuyorsan daha da derinlik bekleme. ha izlenir güzel film ama başyapıt mı asla değil.
|
filmden öğrendiğimize göre ilk kadının ismi. tabi ilk kadın dediği evrim mitine göre bilmem söylememe gerek var mı? yani bilmem hangi homo erectus. dikelen insan!
%100 ünü değil %20 sini kullanabilsem bile kabulümdür dememe sebep filmdir.
bilim kurgu filmi olarak kiymetsizdir, aksiyon filmi olarak gideri var biraz biraz. sinemada izlemeye hic degmiyor o baska.
elfen lied isimli animenin psikopat baş karekteri.gerçekte cidden karşılaşmak istemeyeceğiniz bir karekter.bir insan düşünün,kızıl saçlı çok güzel bir kız,yanına gidersiniz ve bir şekilde tanışmak istersiniz tam göz göze geldiğiniz sırada anide kolunuzun bacağınızın
kopar,en sonunda bu acıyı fazla hissetmeden başınızıda koparır.işte öyle bir hatun,kötü insanın güçsüz ve iyi görüneninden korkacaksın,bu da öyle biri.ha böyle olmakta haklı mı?maalesef eşekler gibi haklı:(.
sonunda kız flaşbellege dönüşüyomuş çok komikmiş, diye duyduğum filim.
filmin başında üniversitede ders veren hocaya öğrencilerden birisi soruyor, beynimizin %10'unu kullandığımıza dair bilimsel bir kanıt var mı diye, hoca da yok diyor. anlayacağınız film tamamen fantastik bir iddiaya dayanıyor. iddiaya göre bizde tanrı olabilecek kapasitede bir beyin var, ama biz zavallılar bu beyinin ancak %10'unu kullanabiliyoruz. tamamını kullansak uzaya, zamana, ota moka hakim oluruz, kral olur üzerine kurulmuş bir film işte. vakit geçirmek için fena değil.
öyle berbat bir film değil, iyi bir film diyen de pek çıkmaz heralde. kısa zaten izleyin geçin derim. izlerken öyle sıkılınmıyor, hemen bitiyor.
lucy'nin zaman kavramından, profesör'ün evrim teorisine kadar, dinazorların yaşamış olması yalanından, gezegende kaybolmaya kadar onlarca hayali mevzuyu barındıran film. kapasitenin dışına çıkmaya tapan bir anlayışın ürünü. bu kadar abi işte, kabul edin.
her duyduğumda vizontele filmindeki " keşke ben lucy ile sevişsem" izleyici yorumuna yapılan " vizontele de benimdir lucy de" repliğini aklıma getiren isim.
|
sözde bazı 'hakikatleri' görmek için illumine olup kafayı bulmak gerek diyen filmlerden. seçkin mi deseydik? limitless'de de öyleydi matrix'te de. içmiyoz arkadaş hap map haram onlar.*
arkaik maymunun bir formu, 3.2 milyon yıl önce etiyopya’daki afar çöküntüsü’nde yaşamış. australopithecus afarensis tam adı. 1974 yılında antropologlar, bu maymaymunun 47 adet fosil kemiğini ortaya çıkardılar lan. ince, narin” yapısından dolayı bu maymunun dişi kadın olduğuna hükmettiler ve lucy adını verdiler. erkek olma ihtimali de var. nasıl seksist, nalet antropologlar var lan bu dünyada. ha bu arada dün dünyanın bütün terörüstleri terör eylemini kınamak iin fransadaydı. lucy iyi ki ölmüşün yavrum.
scarlett güzel ama aksiyonun ölçüsü fazla kaçmış, inandırıcılık kalmamış!
bittikten sonra aklımda tek bi soru vardı. scarlett johansson neden alt(ön) dişlerini yaptırmıyor acaba. biri sıra-dışı çünkü. gerçi sevimli.
hıristiyan mistisizmi işleyen bol bol şirk kokan bir film. zaten bozulmuş dini evrimle bağdaştırmışlar; ehli kitaba göre insanı kutsal ruha eriştirmişler. oysa tasavvufa göre böyle bir şey mümkün değildir. vahdeti vücud bu demek değildir. Allah'ın sıfat tecelleri insanda yani her zerreden kürreye her şeyde mevcuttur * fakat bu "enel hak" noktasına varamaz. varsa da bunun bambaşka bir anlamı vardır.

insan, küçük kainat; kainat zerrede gizli.
|
öncelikle scarlett'in olduğu her film izlenmeye değerdir gözümde. bu sebeple izlemeye karar verdim filmi. -oyuncu seçiminin önemi-
film gayet akıcı, hızlı bir şekilde ilerliyor ve kendini izletiyor. 'insan, beynin kullanıldığı iddia edilen yüzde 10'undan fazlasını kullanırsa, ne olur?' üzerine bir film. lucy'nin başından geçen birkaç hadise sonrası beyninin kapasitesi gitgide artıyor ve adeta bir süper kahraman oluyor. ki bu süper kahraman sanırım yazılmış tüm süper kahramanlardan daha güçlü. ve olaylar akıyor. scarlett yine her zamanki gibi güzel, morgan'da zaten klas takılıyor yine, oldboy daha bir karizma geldi gözüme. film ne kattı derseniz pek bir şey sayılmaz, ama izlenir film.
-arabanın hızını artırması neticesinde görünmez olması ve tek ölçü biriminin zaman olması örneği güzeldi.-
ilk izleyişimde sıkılıp kapattığım, ikincisinde arkadaşımla izlerken uyuyakaldığım ve sonunu izlediğim film. ben sıkıldım çok da heyecan vermedi.
scarler olmasa cekilmeyecek film.
|
scarlett johansson burada biraz funda ilhan'ı anımsatıyor sanki.
|
ateistlerin kesinlikle izlemesi gereken bir film....

malum film düşünme ile alakalı...
|
beyinle ilgili saçma teoriyi perçinlemek için çekilmiş film. "beynimizin %10'unu kullanıyoruz." hipotezi bir saçmalıktır gençler.
|
scarlett johansson'ın oynadığı filmdir.beklentiyi son saniyeye kadar yükseltip son saniye her şeyi foslaştıran filmdir.

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.