muhafazakarlık

paradoks içerir. geçmişin anımsanması , yaşatılması gibi öğeleri içermesi gerekirken hafızasızdır. ve fakat geleceğe odaklanışı ise asıl açmazıdır.gelecek telaşı ile kuşaklara kendi yaşam biçimini dayatırken ötekini kaale almaz. evet, her seferinde bir aradalık adına ruhu merkezden kavramaya çalışmak zordur.
dine indirgendiği halde, farklı tip ve konseptte muhafazakarlıklar vardır.
muhafazakarlık yaygın kanının aksine her zaman statik değildir, devingen de olabilir. muhafaza edilen kurum yahut kuram yeni açılım ve yorumlarla yeniden yapılandırılabilmekte veya üretilebilmektedir pekala. mefhum-u muhalifi progresifizmin temel tezi, değişimin daima daha iyi, güzel, doğru ve faydalı sonuçlar verici şekilde tezahür ve cereyan edeceği, önceki'nin ise daima daha kötü, çirkin, yanlış, faydasız olduğunun tecrübe edildiğidir. halbuki bu, nitelik bakımından objektif değil, teleolojiktir. değişim olumlu sonuçlar doğurabileceği gibi, nice olumsuzluklara da sebep olabilir.
bireysel anlamda bakıldığında bir durumu bir alışkanlığı-olageleni muhafaza etme çabasıdır.
fakat elbette topluma mâl olan bir kavram sosyal düzlemde çoklu anlamlar kazanır. bunun doğal bir sonucu olarak, örneğin bir müslümanın muhafazakarlığına dair bir meseleyi konuşmak için öncelikle muhafazakarlık kavramının köklerine inmekle başlanır işe, ki bu ise sancılı olur ve hayli vakit ister.

5 şubat 2012 cogito sözlük hasbihal zirvesi'nde gerçekleşen bir örneği için (bkz: #359799)
kurbağanın sineği kapması gibi müslümanların hava da yakalayarak sahiplendiği kavramdır.fakat müslümanlık ile doğrudan alakası olmadığı gibi tüm düşünce ve inanç sahiplerini yakından ilgilendirir.muhafazakarlık ; korumak,kollamak,muhafaza etmekten gelir.iyi bir muhafazakar kemalist ile karşılaşmanız mümkün olduğu kadar muhafazakar bir liberal ile de karşılaşabilirsiniz.
her daim otoriteyle, sistemle eklemlendiğinden, sarmaş dolaş olduğundan uzak durulması gereken haldir.
zamanımızda ideoloji değiştirmiş olan muhafaza etme çabası. bugün muhafazakarlık eskisi gibi müslümanları değil daha ziyade seksen yıl öncesinin şartlarına dönmeye çalışan güruhu temsil ediyor.
|
insanın ilk fıtratı sadece allah'ın iradesi şekillendirdiği hali ile her türlü kötülükten uzak olan halidir. her çocuk fıtrat üzere doğar hadisi de bu duruma işaret eder. insan tabiatı hayırdan da şerden de etkilenme imkanına sahip olduğundan hangisi insan vücuduna önce sirayet edip yerleşirse diğerini oradan uzaklaştırır. uzak kalanın ise bir daha orada kendine yer edinmesi ise güçtür. muhafazakarlık ise ilk fıtratı muhafaza edebilmektir. muhafazakarlık bu nedenle müslümanlıktır aynı zamanda. kişinin ruhuna bulunduğu çevreden şer de sirayet etmiş olsa, iyiliği ruhunda çıkartmış olsa da bu durumun muhafazası aslında muhafazakarlık anlamı taşımamaktadır. zira değişim sebebi ile bu hale gelmiştir. muhafazakarlığı bu sebeple müslümanlıkla eşit tutmak mümkündür.
bir kar çeşididir. dinden nemalanmak adına. eğer din olgusundan kasıtsa. dine muhazıf mı gerek? insan kendinin muhafızı olsun yeter...
siyasi ve kültürel alanda olmak üzere iki kısımda incelenmesi gerekir. post modernitenin etkisinin artmasına tepki olarak muhafazakarlığın yükselmesi doğal bir süreçtir. ne idüğü belirsiz, yenilikçi olduğu iddia edilen 'modernite' kisvesi altında hayatımıza sokulmak istenen olgulara toplumun belli bir kesiminde direnç olması zannımca toplum dinamiği için gerekli bir şeydir. fakat nasıl bir toplum olduysak ne modernimiz modern ne muhafazakarımız muhafazakardır.

tanım: dozu giderek artan sermayeler savaşının alt öğesi olmuş unsurdur.
muhafazakârlık sözlük anlamı olarak korumak, muhafaza etmek, mütevazı, ihtiyatlı ve itidalli olmak, bellekte tutmak anlamını ifade eder. kavram olarak muhafazakârlık; insan aklının sınırlı olduğunu kabul eden, tarihsel olarak sahip olduğu din, aile, gelenek gibi kurumların devamlılığına inanan, aileyi ahlaki yaşamın temeli olarak gören, radikal ve devrimci değişim projelerini reddedip onun yerine ılımlı ve tedrici değişimi benimseyerek sürekliliğe vurgu yapan, bu çerçevede siyaseti de bu değer ve kurumları sarsmayacak şekilde sınırlandıran bir düşünce sistemi ve ideolojidir.
muhafazakârlık felsefi olarak ilk anlamını 1790 yılında edmund burke’ün yazdığı fransa’daki devrim üzerine düşünceler adlı kitabında buldu. fransız devriminin hemen ardından yazılan ve devrimi yaratığı dehşet dolu değişime bir eleştiri şeklinde basılan kitap muhafazakâr düşüncenin temel ilkelerini ortaya koyması açısından önemlidir. burke eserinde 18. yüzyılda aklın sınırsızlığını ifade eden aydınlanma düşüncesinin sonucu ortaya çıkan fransız devriminin din, aile, gelenek ve ahlaka direk saldırmasını ciddi sistematik argümanlar ile eleştirmiştir. burke, devrimin bu geleneksel kurumları zayıflatacağını ya da ortadan kaldırmayı amaç edineceğini bu nedenle bir şiddet dalgası yaratacağını önceden haber vermiştir. fransız devrimi ile jakobenler iktidarı ele geçirmiş daha sonra da bütün toplumu sınırsız aklın ışığında yeniden inşa etmeye soyunmuşlardır. bu radikal değişimin ve devrimin sonucunda devlet terörü ortaya çıkmış hatta devrimin öde gelen isimlerinden robespierre şunu ifade etmekten çekinmemiştir: “şayet barış zamanında halk hükümetinin temeli erdem ise, devrim zamanında halk hükümetinin temeli erdem ve terördür: terörsüz erdem güçsüzdür; erdemsiz terör ise cinayettir. burke’ün devrimin yaratacağı bu terörü önceden haber verip bu konuda ciddi uyarılarda bulunması aslında devrimlerin ve radikal değişimlerin, bu değişimlerin toplumun gelenekleri ve değerleri ve kurumları üzerinde yarattığı tahribata karşı tipik muhafazakâr bir tepkidir.
ahmet hamdinin ifade ettiği gibi olup bugün muhafazakarlık sanılan veya muhafazakarlığa yakıştırılan pek çok şeyle alakası yoktur:

--- alıntı ---

insan aklının sınırlı olduğunu kabul eden, tarihsel olarak sahip olduğu din, aile, gelenek gibi kurumların devamlılığına inanan, aileyi ahlaki yaşamın temeli olarak gören, radikal ve devrimci değişim projelerini reddedip onun yerine ılımlı ve tedrici değişimi benimseyerek sürekliliğe vurgu yapan, bu çerçevede siyaseti de bu değer ve kurumları sarsmayacak şekilde sınırlandıran bir düşünce sistemi ve ideolojidir.


--- alıntı ---

öyleyse temel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

1. toplum mühendisliğini reddeder.
yani başbakan çıkıp dindar nesil yetiştireceğiz dediğinde bu muhafazakarlık değildir (soran olursa, yaptığı, katolik demokratlıktır) zira toplumun var olan gerçekliğine aykırı olarak bir değişimi çağrıştırır. kaldı ki toplumun nasıl bir hal alacağı sivil toplum tarafından gözetilir, siyaset mekanizması bunu ancak dikkate alabilir, doğrudan kendisi kurgulamaz.

2. radikalizmi reddeder, ılımlılığı hedefler.
muhafazakarlık aşırılıklardan, uçlardan beslenmez. dikotomik veya düalist değildir. doğru hamle için doğru zamana bekler, şartların olgunlaşmasına dikkat eder. ölçülü ve sınırlı, sistemli olarak davranır.

3.a. devrimci değil evrimcidir.
değişimin ani, kökten, fevri, kesin ve keskin bir şekilde değil bir süreç ve program çerçevesinde gerçekleşmesinden yanadır.

3.b. dönüşümcü değil değişimcidir.
muhafazakar değişimin başkalaşım olmadığına inanır.

4. toplumsal kurum ve kuralların tamamını kapsar.

yani demek oluyor ki geleneği gözetir, bu geleneğin içinde din de dahil pek çok kurum vardır. muhafazakar gelenek içinde iyi ve kötü ayrımına gidebilir, total olarak sahiplenmesi gerekmez, dolayısıyla muhafazakarsan kötü olanı da muhafazakar edeceksin diye bir şey söz konusu olamaz.

5.a. muhafazakarlık muhafazarlıktır, statükoculuk değildir.
5.b. muhafazakarlık muhafazakarlıktır, reaksiyonerlik değildir.
kendi ifadesiyle söylersek " ehl-i dünya" felsefesidir. egemen toplumsal paradigması; yeryüzünü kemiklerine değin kemirmek, sömürmek, yutmak, yalamak, emmek olan ve büyük yanılma ve yanıltmaktır. yanıltmanın ve çarpıtmanın iktidarıdır ve sürdürülebilir olmak ise nihai hedefidir.
"muhafazakarlık, batıdaki "6 gün liberal olalım, 1 gün de kiliseye gidelim bize yeter" zihniyetinin ismidir."
nureddin yıldız

allah'ım ancak bu kadar güzel ifade edilebilirdi...
muhafazakar düşünce on dokuzuncu yüz yıl osmanlı dönemine kadar geri götürülebilir. osmanlı toplumunun batı anlamında sınıflardan yoksun olduğu tezi büyük ölçüde doğrudur. ancak zayıf da olsa on dokuzuncu yüzyıldan itibaren örneğin bürokratik bir aydın sınıfı oluşmaya başlamıştır. bu ön muhafazakarlığın en önemli tartışma konusu abdullah cevdet, mehmet akif ve ziya gökalp’inde katıldığı kültür ve uygarlık tartışmasıdır. kısmi modernleşme karşısındaki duruş muhafazakarlığın ikinci tartışma konusunu oluşturmaktadır.


sanıldığı gibi muhafazakarlık tamamen bir çevre ideolojisi değildir. türk siyaseti şerif mardin’nin sistemleştirdiği gibi anlamlandırılabilir; ancak çevreyi muhafazakar olarak tanımlamak mümkün değildir. zaten idris küçükömer tanımlamasında çevreyi muhafazakarlar olarak değil, değişime ve dönüşüme islamcı halk kitleleri olarak tanımlamaktadır. aslına bakılırsa bu kavram karmaşıklığı muhafazakarlığın siyasal bir görüşten çok bir tavır alışla ilgili olmasından kaynaklanmaktadır. dindar,kemalist, marksist muhafazakarlardan bahsedildiği gibi, fransız devrimi ile başlayan bir siyasal tutumu da göstermektedir.


muhafazakarlığın ideoloji olup olmadığı tartışılsa da, muhafazakarlığın kurucu düşünürü olan burke, muhafazakarlığı rasyonel siyasi bilgiye karşı kuşkucu bir ideoloji olarak tanımlamaktadır. doğal olarak bu tutum muhafazakarlığı fransız aydınlanmasının karşısına konumlandırmaktadır. muhafazakarlık bir yandan insan aklının yetersizliğini ve geleneğe büyük değer verirken, diğer yandan makul olanı akılcı olanın önüne koyar. muhafazakarlık ayrıca sol temelde gelişen eşitlikçi toplum tasarımlarına daima kuşku ile yaklaşmıştır.


*
aslında liberalizm ve komünizm gibi kapitalizme tepki olarak doğmuştur, sadece kapitalizm karşısındaki yöntemleri diğerlerinden daha farklıdır. ama günümüzde kavramsallaştırdığı gibi sosyal orjinli değil ekonomik orjinli bir kavramdır, sadece zaman içinde belli sosyal çevreler, belli akımlara tabi oldukça bir özdeşleşme yaşamış ve şimdiki muhafazakarlık şeklini almıştır.
günümüzde islamı yaşama biçimlerinden biri.

islam düşmanları bu yüzden islama doğruran saldırmak yerine muhafazakarlığı hedef alırlar.

hatalı tanımlanması veya sosyolojik yanlışları olabilir ama temelde islami yaşayıştır.
allah'ın şeriatının hakim olmadığı yerde müslümanda olmaması gereken vasıf.

allah'ın şeriatının hakim olmadığı yer yerde müslüman muhaliftir. tebliğ yapar hicret eder ve dinin zirvesi olan cihad ile bunları taçlandırır.

bugün islamcı denen bir kesim muhafazakar olarak anılıyor ve de gayet sakinler bu adamlar yüzünden insanlarda müslümanlar haksızlığa karşı susuyor intibası oluşuyor. hatta bir kısım gençler komüniz denen beşeri ideolojiye gönüllerini kaptırıp hafizanallah ekonomiyi allah'tan başkasının düzenleyeceğine inanarak dinden çıkıyorlar. demokratik laik sistemi muhafaza eden bir müslüman olmaktan allah'a sığınırım. tüm putları yıkıp sadece allah'ın dinini hakim kılana kadar uğraşacağız biiznillah.
|
buradan anladığım kadarı ile evlilik görüşmesine gitmek; eğer görüşme olumlu sonuçlanırsa vuslatı kavuşma sonrası enerji patlaması olarak tarif etmektir.
kendi içinde haram dünyası oluşturmuş bunu da, ''bir şeyleri muhafaza ediyor'' * kimliği altında yaptığımız oluşum. muhafazakarlar ne la? sen biliyon mu o ne anlatsana hele?

fedakarlık ettiğin şeyleri toplasan dünya eder o zaman muhafazakarlık nerde kalıyor akrabam. neyden fedakarlık ettiğini bile bilmez bir haldeyken hangi kafayla muhafazakar kimilğiyle dolaşıyorsun?
|
muhafazakarlık ne zaman adam olur?
galiba şöyle:
murat menteş'in dublörün dilemması'ndan bir alıntı yapıyım:
-ohooo. eşek ölecek-ters dönecek de- ... güneş görecek...

galiba durum bu. sonumuz hayrolsun.
koskoca dini bir metrelik kumaşa sığdıran; kul hakkı yiyen, yalan söyleyen, adam öldüren ama örtününce ya da örtünmeyi savununca dindar olacağını sanan, kendi abazılığına engen olamayacak kadar iradesiz olduğu için kadını baskı altına almaya çalışan, elalemin karısına kızına bakan ama kendisininkini saklayıp gömen hastalıklı yobaz bir zihniyet ürünü düşünce.
aydınlanma düşüncesine karşı konulmuş bir ideolojidir.
-aklın tanrılaştırılmasına ve herşeye çare olarak gösterilmesine karşı çıkar.
-ön yargıyı kuşaklar arası iletilen bir değer olarak görür ve önemser.
-kişilerin dışarıdan zorla müdaheleyle düzeltilemeyeceğini savunur.
-insanın sınırlı bir varlık olduğunu,aklın gücünün herşeye yetmeyeceğini savunur.
-değişim devrimlerle değil evrimle olmalıdır bu düşünceye göre.
-aklın ancak ahlak ışığında kullanılırsa doğruyu bulabileceğini savunur.
-bireyi toplumun yapıtaşı olmak için çok zayıf bulur. dolayısıyla liberalizmle çelişir. aynı kusurluluk durumunun,insanı bir parçası haline getirmiş kollektivist yapıların da işlevsiz olması sonucuna yol açtığını düşünür. dolayısıyla sosyalist de değildir.
-günümüz muhafazakarlığının temeli olan anglo-sakson muhafazakarlığı parlamenter demokrasiyi temel ilke olarak savunur. aynı muhafazakarlık kolu,en anlamlı devrimlerin kansız devrimler olduğunu söyler.
|
türkçe karşılığı "tutuculuk". direkt dindarlığa bağlı bir kavram değildir. ahlak kurallarıyla ilgilidir. bir inançsız da, prensipleri gereği muhafazakar olabilir. bir ara cemil ipekçi de "ben muhafazakar bir eşcinselim" demişti. muhafazakarlıkla eşcinsellik çelişir fakat. çünkü, muhafazakarlık bir ahlak ve prensip gibi değerleri korumaktır. eşcinsellik de bu tabuyu delmek olduğundan, muhafazakarlıkla ilgisi olmaz.
|
müslümanları asla tanımlamayan/tanımlayamayacak olan kavramdır, lakin müslümanların sırtlarından atamadıkları yaftadır...
ateistin, kapitalistin, liberalin muhafazakarı olur, fakat müslümanın muhafazakarı olmaz...
|
herşeyin dibine kadar ters yüz olduğu yalnız ve güzel ülkemin yanlış konumlandırılan bir kelimesidir. çok büyük laf etmiş hakikaten cemil meriç; önce kelimelerde anlaşalım derken. en yüzeysel bakışla statükoya eşit olan muhafazakarlık, ülkemde dindarlığın adı olmuş. olmaz arkadaş benim dinim islamiyet, benim önderim hz. muhammed (sav) muhafazakar filan değil, basbayağı; yenilikçi, devrimci, ilericidir.
ilericilik modern bir kavram olamakla beraber muhafazakarlık da modern bir kavramdır. geçmişin kutsanması anlayışına kadar gider. dinden tamamen bağımsız bir kavram olmakla beraber kur'an-ı kerim'de "ya atalarınız hiçbirşeyi düşünemeyen ve doğruyu bulamayan kişilerse" denilerek yerilmiştir.
(bkz: bakara 170)
türkiye'de galat-ı meşhur sadedinde mütedeyyinliğin mutlak karşılılığı olarak kullanılan siyasi/fikri(sel sal eklerine meftun olanlar bu kısmı siyasal/düşünsel olarak okusun) kavram. muhafaza edilen salt inanç, düşünce ise, yani düşünce ve inançta süreklilik "muhafazakarlık" ise, yeryüzünde muhafazakar olmayanlar kimlerdir? gibi bir soru, bu galat-ı meşhurcuların aklına hiç gelmez! ne denmiş, galat-ı meşhur lügat-ı fasihten evladır...
geniş ifadesi ile; varolan toplumsal, ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel ortamın korunmasını temel alır.
hiçbir müslüman bu kavram içerisine giremez çünkü din muhafazakarlık kavramı üzerine kurulmuş değildir. hristiyan, dini vecibelerini her yüzyıl yaptığı için, dini vecibelerini yerine getirmesini istemesi muhafazakarlık kavramı içerisinde tartışılamaz.

21. yüzyıl'da ise ağzı torba olamayan birkaç gerizekalı kemalist, komünist, kendine müslüman diyen kavram kargaşası yaratmaya çalışanlar tarafından sıklıkça kullanılıyor. aa bu müslümanmış, şeref fakiri muhafazakar.

dinimizde, iyi şeyler olduğu kadar bidatler de vardır ki bunlar çok önemli bir tartışmanın mevzusudur. diyanet işleri başkanlığı, onlarca yıldır bu konuda hiçbir adım atmaması türkiye'deki müslümanlar için büyük bir sorundur. osmanlı zamanında da dinimize birçok bidat eklenmiştir, dinimizde varmış gibi de kullanılıyor ha bir şeye muhafazakarlık denilecekse olsa olsa bu olur. dinde zaten yüzyıllardır var olan hiçbir şey muhafazakarlık kavramı içerisinde irdelenemez.

(bkz: müslüman bir insana muhafazakar diyen salak)
--- alıntı ---

hz. isa döneminde biri gelip ona “ben senin yolunda girmek istiyorum ne yapmalıyım” demiş. hz. isa da “neyin varsa sat bütün paranı bir kaba doldur, nehre bırak gel, dünyalık namına endişe etme sakın” demiş.
adam söyleneni yapmış ama “dünyanın bin türlü hali var ne olur ne olmaz” deyip kaseyi iple bir çalıya bağlamış.

işte bu adam ve onun gibi düşünenler muhafazakardır. muhafazakarlık budur. allah’a inanır fakat güvenmezler. bir allah var fakat gündelik hayatta asla ona güvenmez. hem yalnızdır, hem cemaatsizdir, hem korkaktır. parasız hiçbir iş yapamaz.

--- alıntı ---

http://ihsaneliacik.blogspo...
neyi muhafaza ettiklerini anlamadığım oluşum.
"ben muhafazakarım" diyenlerin içinde kızını başlık parasıyla satan da var, karısını 5 çocukla yüz üstü bırakan da.
adı "çapkın imam" a çıkan da var, halktan topladığı paralarla "gemicik" alan da.
edit: tamam karınızı bırakıp gidin, kızınızı "satın", taptığınız yöneticilerinize koca koca gemiler alın. siz hakediyorsunuz.
türkiye'deki bir ikiyüzlülük rejimidir. bence tez elden müslümanlar bu rejimi sorgulamalı.

-bara, içkili lokantaya karşıyım ama her köşe başında spor toto, milli piyango bayii var. ben nasıl müslümanım?
-zina, fuhuş falan bize ters ama eşeği, atı düzen yine ben. günah işliyor olabilir miyim?
gibi...
islam' la uzaktan yakından alakası yoktur. yurdum insanına nerelerden bulaştığı ciddi bir iş olarak araştırılmalıdır...
muhafazakarlık türkiye'de anti-kemalizm ya da anti-chp zihniyeti demektir. bunun dışında batıdakinden bir farkı yoktur. sonuç olarak kapitalizme hizmet eder.
batı'nın "conservatism" kelimesine karşılık olarak türetilmiştir, yani 1800'lerden önce bu kelimenin osmanlı'da kullanımı yoktu.
|
neo liberalizme karşı oluşabilecek tehditlere kalkan görevi görmektedir.var olan durum neo liberalizmdir ; muhafazakarlık ise var olanı korumayı amaçlar ; sonuçta- bilmeden , istemeden de -*olsa sömürü düzeni muhaza edilmiş olur.
genellemeye vurulduğunda muhafaza edilecek şeylerinde artık muhafazasını yitirmiş belli başlı tabulara sarılarak yalnız bunları sadece sözde savunan yurdum insanıdır.

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Son Yapılan Yorumlar: