tomris uyar

tomris uyar (d. 15 mart 1941 - ö. 4 temmuz 2003) türk öykü yazarı ve çevirmen. ingiliz kız ortaokulu'nda, arnavutköy amerikan kız koleji'nde eğŸitim gördü (1961).'ne bağŸlı gazetecilik enstitüsü'nü bitirdi (1963).

papirüs dergisi kurucularından olan uyarâ’ın deneme, eleşŸtiri ve kitap tanıtma yazıları yeni dergi, soyut, varlık gibi dönemin belli başŸlı dergilerinde yayımlandı. on öykü derlemesinden yürekte bukağŸı ile 1979, yaza yolculuk ile 1986 sait faik ã–ykü armağŸanıâ’nı kazandı. 60â’ı aşŸkın çevirisi kitaplaşŸan uyarâ’ın günlükleri, â“gündökümü┠genel başŸlığŸı altında, yayımlandı. yürekte bukağŸı ve yaza yolculuk öykü kitapları ile sait faik hikaye armağŸanıâ’nı aldı.

tomris uyar, şŸair turgut uyar ile evlidir ve bir oğŸulları vardır.

eserleri

* ipek ve bakır (1971)
* ã–deşŸmeler (1973)
* dizboyu papatyalar (1975)
* yürekte bukağŸı (1979) - sait faik hikaye armağŸanı
* yaz düşŸleri/düşŸ kışŸları (1981)
* gecegezen kızlar (1983)
* rus ruleti- dön geri bak (1985)
* yaza yolculuk (1986) - sait faik hikaye armağŸanı
* sekizinci günah (1990)
* otuzların kadını (1992)
* aramızdaki şžey (1997)


--- alıntı ---




tomris uyar (d. 15 mart 1941 - ö. 4 temmuz 2003) türk öykü yazarı ve çevirmen. ingiliz kız ortaokulu'nda, arnavutköy amerikan kız koleji'nde eğitim gördü (1961).'ne bağlı gazetecilik enstitüsü'nü bitirdi (1963).

papirüs dergisi kurucularından olan uyarâ’ın deneme, eleştiri ve kitap tanıtma yazıları yeni dergi, soyut, varlık gibi dönemin belli başlı dergilerinde yayımlandı. on öykü derlemesinden yürekte bukağı ile 1979, yaza yolculuk ile 1986 sait faik öykü armağanıâ’nı kazandı. 60â’ı aşkın çevirisi kitaplaşan uyarâ’ın günlükleri, â“gündökümü┠genel başlığı altında, yayımlandı. yürekte bukağı ve yaza yolculuk öykü kitapları ile sait faik hikaye armağanıâ’nı aldı.

tomris uyar, şair turgut uyar ile evlidir ve bir oğulları vardır.

eserleri

* ipek ve bakır (1971)
* ödeşmeler (1973)
* dizboyu papatyalar (1975)
* yürekte bukağı (1979) - sait faik hikaye armağanı
* yaz düşleri/düş kışları (1981)
* gecegezen kızlar (1983)
* rus ruleti- dön geri bak (1985)
* yaza yolculuk (1986) - sait faik hikaye armağanı
* sekizinci günah (1990)
* otuzların kadını (1992)
* aramızdaki åžey (1997)


--- alıntı ---




sevsek de beğenmesek de öykücülük ve çeviri alanındaki yetkinliği ile önemli bir sanatçı tomris hanım.gelgör ki öykülerinden zerre lezzet(ne demekse!)alamadım.her öykü kitabına başlamadan önce: "yok be o kadar da değil,bu kitabı alıp götürecek işte,galiba bu sefer olacak!"diyorum:sonuç aynı.olsun.sekizinci günah,onu,okumaya başlamak için iyi bir seçim!
ikinci yeni şairlerinin hepsiyle (sezai karakoç hariç) birlikte olmuş; cemal süreya ile nikah da kıymış fakat turgut uyar'ın soyadını almış, ikinci yeni elden geçirmiş olduğundan hepsinden bir bal almış ve iyi bir edebiyatçı olmuştur. her kadına nasip olmayan bir durumdur.
hadi ya, üç tane mi girdi var tomris uyarla ilgili?

türk öykücülüğünün anasıdır be.
|
1941'de istanbul'da doğdu. şair turgut uyar’ın karısı. ilköğrenimini taksim yeni kolej'de (1952), ortaöğrenimini high school (1957) ve arnavutköy amerikan koleji'nde tamamladı (1961). iü gazetecilik enstitüsü'nü bitirdi (1963). ü. tamer ve c. süreya ile birlikte papirüs dergisinin kurucuları arasında yer aldı. bir süre boğaziçi üniversitesi’nde karşılaştırmalı edebiyat dersleri verdi. yazarlığı ve çevirmenliği tek uğraş edindi. yürekte bukağı’sıya 1979, yaza yolculuk’uyla 1986 sait faik armağanı’nı kazandı. edebiyat hayatına, 1965’te türk dili dergisinde yayımlanan "kristin" adlı öyküsüyle başladı. öykü, yazı ve günlükleri varlık, dost, yeni dergi, papirüs, yeni edebiyat, soyut, gösteri, yeni düşün, gergedan, argos, adam öykü dergilerinde yer aldı. öykü kitapları dışında, gündökümü 75 (1976), sesler, yüzler sokaklar (1981), günlerin tortusu: bir uyumsuzun notları (1985), yazılı günler 1985-1988 (1989), gündökümü 1975-1980: bir uyumsuzun notları (1989), tanışma anıları 1989-1995 (1995), yüzleşmeler: bir uyumsuzun notları 1995-1999 (2000) adlı günlük, çağdaş amerikan öyküleri (1980), hint masalları: şekerden bebek (1982), amerikan hikayeleri antolojisi (1983), sonsuz ve öbürü (s. nezir’le birlikte, 1985), şiirde dün yok mu: turgut uyar üzerine yazılar (1999) adlı seçki, derleme, biyografi, f.s. fizgerald, e. a. poe, j. rulfo, lucretius, a. de saint exupery, v. woolf, j. l. borges, başta olmak üzere çak sayıda batılı yazardan çeviri kitapları bulunan tomris uyar 2003’te istanbul’da öldü. öykü kitapları: ipek ve bakır (bilgi, ankara 1971) ödeşmeler ve şahmeran hikayesi (sinan, istanbul 1973), dizboyu papatyalar (okar, istanbul 1975), yürekte bukağı (okar, istanbul 1979), gecegezen kızlar (ada, istanbul 1983),rus ruleti-dön geri bak (can, istanbul 1985), yaza yolculuk (can, istanbul 1986), sekizinci günah (can, istanbul 1990), iki yaka iki uç (gendaş, istanbul 1992), aramızdaki şey (can, istanbul 1998)
istanbul üniversitesi iktisat fakültesi gazetecilik enstitüsü mezunu, yazar ve çevirmendir. turgut uyar'ın da eşidir.

papirüs dergisikurucularındandır.


eserleri :

ipek ve bakır

ödeşmeler

dizboyu papatyalar

yürekte bukağı - sait faik hikâye armağanı

yaz düşleri / düş kışları

gecegezen kızlar

rus ruleti- dön geri bak

yaza yolculuk - sait faik hikâye armağanı

sekizinci günah

otuzların kadını

aramızdaki şey
--- alıntı ---

kır kahvelerinde çay içerdik, tartışırdık, dolaşırdık. yalansız dolansız, aşksız bir ilişki.
neden şu yaşının çizgilerini daha o günlerde ele veren bu kadına aşık olmadım? neden?

--- alıntı ---
ikinci yeni'nin ilham perisi. cemal süreya aşıktır ona. bir dönem aynı evde yaşarlar. edip cansever'de aşıktır. bir ara ülkü tamer ile evlenir ve boşanır. daha sonra turgut uyar ile evlenir.

turgut uyar: 'bir bozuk saattir yüreğim, hep sen de durur' der.
edip cansever: 'seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki' der.
cemal süreya: 'daha nen olayım, onursuzunum senin' der....


edip cansever: cemal'e içki içmeyi ben öğrettim.
cemal süreya: edip'e şiir yazmayı ben öğrettim.
turgut uyar: bu ikisi bunları tartışırken ben de gittim tomris ile evlendim.

gündökümü dizisinden yüzleşmeler'de şöyle bir şeyler karalamış;

--- alıntı ---

şimdi ne ülkeler aynı, ne tarihler, ne de kişiler efsane özelliği taşıyor. cemal süreya bana yazdığını söylediği şiirlerini bir kızgınlık anında geri almış, başka birine ithaf etmişti. doğrusu, benim için büyük bir yıkım değildi, nasılsa şairlerin 'aşk'ı dile getirme yordamının kendilerine özgü olduğuna ve aşk-nesnesine göre değişmeyeceğine inananlardanım. ithafsız aşk şiirlerini yeğlerim zaten. ama son yıllardaki karşılaşmalarımızdan birinde cemal, kitabın yeni basımında şiirlerini yeniden bana adayacağını söylediğinde tepem attı. okurlarını keyfince yanıltmayı kendine nasıl yedirebiliyordu? kahramanca karşı çıktım bu öneriye, nedenlerini sıralayarak. sonra haince ekledim: "bilirsin, ben ıskarta mal sevmem."

--- alıntı ---

dedikodu içerikli bir alıntı oldu farkındayım. *
acaba şairler arasında bir rekabet unsuru muydu diye düşünmekteyim, hani ne bileyim şairlerin genelinin en sevdiği renk mavidir ya, hah bu kadın da bu üç şair için o mavi gibi bir şey miydi acaba? saçmalıyor da olabilirim tabii. ha bir de hafiften (sebepsiz bir şekilde) gıcık oluyorum kadına, Allah affetsin.
bugün ölüm yıldönümü. 13 yıl olmuş.

"yanımdaki iskemleye oturdu, gözünü uzaklara dikti. çekmeye can atılan bir ceza kadar güzeldi.''


sinemayla ilgilenen birisi olsaydım filmini çekeceğim insan olurdu. bunca dizeye ilham olmuş olmak bende onunla ilgili acayip merak uyandırıyor. bir yandan da tomris uyarı başlı başına bir edebiyatçı olarak görmemi engelliyor. muhtemel benim kendi eksikliğimden. evet bir kaç öykü kitabını okudum ama aklımda hala edebiyat dünyasının ağır abilerinin peşinde koştuğu kadın imajını kendi gözümden çıkaramadım
hakkında şöyle de bir laf edilmiş. edebi yönü eleştirilmiş, güzelliği putlaştırılmış.
"tomris okunacak kadın değil yazılacak kadın, bir kere gülümsediğini görseydiniz şair olurdunuz"
o kadar sağlam yazan şairlerimizin bu kadında ne bulduğunu çözemediğim kişi. yaşasaydı cemal süreya seni çok sevdi onu neden üzdün? diye hesap sorardım.
bildiğim kadarıyla edip cansever ile sanıldığı gibi bir gönül ilişkisi yoktur. edip cansever ona aşık değildi diye biliyorum yani. çok yakın arkadaşlarmış. durum abartıla abartıla bu hale geldi herhalde.
ferhan şensoy'dan tomris uyar'a bir şiir.


"adamlar var
sanki yollar
onlarınmış gibi yürüyorlar
yolların ortalarından
hiç yüz vermeden kaldırımlara
indirimlere
adamlar var
adam değiller
sanki adammış gibi duruyorlar köşebaşlarında
adamlar yok
adamlardan çok sıkılarak
içeri girdi tomris uyar
bir cin tonik söyledi öğlene çeyrek var
otuzbir mayıs seksenüç park kafeterya"
tomris uyar ve kedisi gülüver.



"neruda ne iyi diyor: "yalnız kedi, baştan beri kusursuz biçimdeydi" diye.

yere düşen bir gazete, yeni ütülenmiş bir çamaşır, yeni alınan bir eşya, hep kedi içindir. evin en rahat, en yüksek, en alımlı köşesini bulur ve kendine ayırır. kedi, evi sever. o yüzden denizi bile aşıp bulur evini de sahibini pek aramaz. sahipsizdir. yemek vererek gönlünü kazanamazsınız. sizi o seçer, görmeyince de unutur. bir daha gördüğünde, aradan hiç zaman geçmemiş gibi sürdürür ilişkiyi.

kedi, kendi varoluşunun başlı başına bir mutluluk kaynağı olduğu inancındadır, ödün vermez. nankör sayılması bu yüzdendir sanırım. almaktan çok paylaşmayı sevenlerin hayvanıdır kedi. uyudu mu kinini de unutur..."
|
dün murat belge'nin yeni kitabina dair dediklerini okudum bi gazetede.orada diyordu ki, eski zamanlarda aramıza katılmış bi kadına hepimiz birden asik oluyorduk çünkü erkek erkeğe kapalı bi toplumduk diyo. kimden bahsediyo edebiyat camiasından.hadi bagalim.
kıskanılacak kadındır.

--- alıntı ---

mânâsız bir aşk dünyanın en güzel şeyidir, ama sevdiğin için şarkı söylemezsin, şiir yazmazsın, roman yazmazsın. sorarlar hep, sizin için yazılmış bir şiir var mı? var. edip’in var, turgut’un var, cemal’in var. ama bu onların aşkı düşünmelerini gösterir, beni düşünmelerini göstermez. insanların aşkı düşünüşleri vardır ve o düşünce bazen bir objeye rastlar. o karşılaşmayla içgüdü olarak başka türlü görünür, ama içeride aşk aynı aşktır.

--- alıntı ---
30. (Tematik)
çeviriler yapmış, denemeler, incelemeler yazmış fakat daha çok, modernizmi esas alan tarzda yazdığı hikayeleriyle tanınmıştır.aslında hep aynı tarza bağlı kalmamış sürekli yeni tarzlar ve üsluplar denemiştir. istanbul türkçesinin unutulmaya yüz tutmuş kelimelerini de eserlerinde sıkça kullanmıştır.

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar