cemil meriç

#edebiyat  #felsefe 

üstad...

kalabalıklar içinde yalnız, sesi duyulmayan bir fikir işçisi. kendi zindanında haykırışlarının akislerini dinleyen müzdarip...

devamını gör...
gözlerinden feragat etmiş büyük insan. ve lakin bizlere bunun bazı şeyler için eksiklik olmadığını göstermiş, kamusu namus bellemiş, ilim irfan dünyasını zekasıyla aydınlatmış, bir dönemin değil, her dönemin münevveri.

"ben kimim?
hayatını türk irfanına adamış mütevazi ve mütecessis bir fikir işçisi. "

devamını gör...
sağ sol klişelerine sığmayacak kadar büyük bir mütefekkir. türkiye gerçeğini öğrenmek için lise düzeyinde kesinlikle okullarda okutulması gereken büyük yazar. lise yıllarında tanştım ben kendisi ile. çarşıda gezerken 2. el bir kitapçı dükkanının önünde yerde dağınık toz toprak içinde siyah kaplı jurnal diye bir kitap dikkatimi çekti ve o kitabı aldım. farkettim ki bir derya satın almışım. maalesef herkes benim kadar şanslı değil...
devamını gör...
"kimim ben? hayatını, türk ifanına adayan, münzevî ve mütecessis bir fikir işçisi." jurnal, 18.6.1974
devamını gör...
ilk aşkım.

sonra bir çok aşkım oldu. onları da cemil meriç gibi aldattım.
cemil meriç de böyle isterdi.

o da bütün aşklarını aldattı.
beni de aldattı. hatta karısını da.

ama aklım hala sende üstad. ölmediğin iyi oldu. sen de kitap oldun artık, bahsettiğin machiavelli gibi. hala, bazen koklayıp özlemimi gideririm.
devamını gör...
sağcıların, solcuların,islamcıların ve milliyetçilerin hep kendilerine yakın olduğunu düşündükleri ama hiçbir ideolojik kalıba sığmayacak kadar büyük düşünen mütefekkir.
devamını gör...
gerek ideolojik, gerekse edebi anlamda fikri/uslûbu/dili en çok hırsızlığa uğrayan insanlardan.
devamını gör...
bir ideoloji slogan haline gelmişse o iş bitmiştir,demiş üstad.
devamını gör...
karanlığın en keskin olduğu yerde aydınlık başlar,demiştir ayrıca.
devamını gör...
kendisine boş beleş bir adam diyenlerin en iyimser tahminle kitaplarından tek satır bile okumadığı düşünülen nesli tükenmiş mütefekkir.
devamını gör...
''-din, bir susuzluk, sonsuza karşı duyulan özlem. bilgi değil, aşk.
-ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.
-kitaptan değil, kitapsızlıktan korkmalıyız.
-kelam, bütünüyle haysiyettir.
-murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanıp uçmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.
-meçhule açılan bir kapıdır kitap. meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.
-duygunun asaleti, kuvvet ve isabetindedir.''

cemil meriç
devamını gör...
Allah rahmet eylesin, bugün ölüm yıldönümüdür. rahmetle ve hürmetle anıyoruz.
devamını gör...
hürmetle andığımız düşünürümüz..

"türkiye ruhunu kaybetti, toprak mı? en değersiz şeyimizdir belki de... belki de en değersiz şeyimizi kaybedince her şeyimizi kaybettiğimizi anladık, ruhumuzu..."

devamını gör...
gözlerini yitirmemiştir. havarileri onu, o havarilerini görmemiştir o ayrı.
devamını gör...
türk ve müslüman kimliği ile fransız kimliği arasında kalmış,doğulu saydığı kendini batı karşısında ıspatlamaya çalışan bir sosyolog, düşünür.
devamını gör...
izm'ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir" sözleriyle hafızama kazınan hür düşünür.
devamını gör...
"ve lût’un karısı başını arkaya çevirince tuzdan bir heykel oldu. tanrının ölüme mahkûm ettiği beldeden iki kişi kurtarabildi lût: kızlarını. nuh’un sefinesinde her cins hayvandan bir çift vardı. tufandan tek insan kurtarabildi nuh: karısını. ve manu kurtuluş dağına tek başına tırmandı. benim dostlarımı davet edeceğim bir arz-ı mevûd’um yok. kayık: gönlüm, tırmanılacak dağ: çile dağı. kali yuga ne zaman sona erecek? tanrı dünyayı terketti belli ki. insanlık tanrıdan vazgeçtiği gün, kederinden öldü tanrı. onunla beraber insanlık da öldü. işte böyle karamazof baba! bir yaban domuzu gibi, iştahlarının kamçısı altında bütün nimetlere saldırabilirsin artık. ama kaderin oku bir yığın kokmuş toprağa çabucak çevirir seni. gergedanlaşmak, domuzlaşmak, yılanlaşmak. sirse, sirse.. senin marifetin bunlar! tanrıyı tahtından indiren sensin! imparatorlukları ağaçlar gibi, sen devirdin! salome, messalin.. şeytan senin yüzünden cennetten koyulmuştur. sen levis, sen ölüm, sen hayat.

demek aklın sesi rüzgârın uğultusundan daha mânâsız. kılavuzların çığlıkları, çılgın kahkahalar arasında boğulmuş asırlardır. kadeh şakırtıları, halhallar ve heyheyler ve kuyuya doğru ilerleyen kafile: kör kuyuya. hangi kafile? bu kafile sensin! rüyaların, ümitlerin, mazin, istikbalin.

ojias’ın ahırından sana ne? kapının önünü temizleyebildin mi? çocuğun senin gibi düşünmüyor. eyyup gibi her hücreni azap kemirdi, bu yetmiyor. kalbin çocuğunda da kanıyor. torunlarında da mı kanayacak? belki en mükemmel ikna vasıtası yumruk, ama ben bir sirk cambazı değilim ki. korkuyorum. her şeyi kaybetmekten korkuyorum. kaybedecek neyim kaldı ki? bir kaç vehim. o ayrı bir dünyanın çocuğu, ben ayrı bir dünyanın. acaba hangi dünyanın çocuğuyum. çocuğu veya ihtiyarı. yahut hangi dünyanın çocuğuydum. bırak hayatını yaşasın. demek dışarının leş kokusu çekiyor onu. bu tefekkür sina’sı, metruk bir manastır kadar cazibesiz. kitaplar boş kutular gibi mânâsız. ben bu kaleden başkasına sığmamam ki. tanrılarının suratına tükürülen insan ne kadar şaşırırsa, o kadar perişanım. çocuklarım her şey olabilirlerdi, gergedan olmayı tercih ediyorlar. öyle boğazımı sıkıyor ki bu düşünce! saraydan ahıra kaçış. ne yapabilirim Allahım! ne yapabilirim! anlayamıyormuşum. evet anlayamıyorum. ve anlatamıyorum. sürü ile karşı karşıyayız. sürü çiğneyip geçiyor beni. ve sürünün başında kendi evladım, arkalarından bağırıyorum: nereye, nereye?

ve tanrı sayısız elçi yollamış insanlara. mabetler her devirde boş kalmış. buda kovalanmış, isa çarmıha gerilmiş, muhammed’i zehirlemişler, lenin öldürülmüş, gandi öldürülmüş, marx’m çocukları ne oldu? belediye kaldırdı oğlunun cenazesini. kızları evlendiler. lenin’in çocukları yok muydu? hasan hüseyin efendilerimizde, muhammet’ten ne var? ebul âlâ, ben babamın işlediği cinayeti tekrarlamayacağım diyor. babasının işlediği cinayet. ben ebul âlâ kadar yiğitlik gösteremedim. ne zaman döneceksin, ne zaman? çakalların uluyuşuna kulaklarını tıkayıp ne zaman bilgi mabedinin mihrabı önünde vazifenin sesine, hakikatin sesine açacaksın kulaklarını! seni feda edemem ki. neden kafanda ben yokum? neden kalbinde ben yokum? demek hayat gerçekten bombok. belki yarın suçlu bulacaksın beni. neden kolumdan tutmadı, neden mâni olmadı diyeceksin. ben ezeli bir mağlubum yavrum. seni sevgimle tutamadıktan sonra. hakkımdır diyorsun. senin yaşında hak olmaz. sen haklarını adım adım fethetmek zorundasın. ama anlatamıyorum. neleri kaybettiğinin farkında değilsin. sultanlıktan kapıcılığa koşuyorsun. başkaları da koşuyor. ama ben bu kadar acıyı sen de başkalarına benzeyesin diye çekmedim. sana kırgın değilim, yalnız attığın her yanlış adım dünyamın bir sütununu deviriyor. dünyamın, yani senin dünyanın. hafızanda çatık kaşlı bir hatıra olarak yaşamak istemezdim. sana dayanabilsem harabeler içinde yeni bir kale kurabilirdim kendimize. olmadı. olmuyor. bu kitapların da, fedakarlıkların da kimseye faydası yok. sen de koş, sen de düş, sen de yaralan. kalbimin duracağı bahtiyar güne kadar seninle beraber yaralanmaktan başka ne yapabilirim?

mazim günahlarla dolu, hatalarla dolu. ama yoluma ışık tutan olmadı. olsa ne değişecekti bilmem. ne var ki çocuklarıma karşı bilerek hiçbir kusur işlemedim. hatâlarım cehaletimden…. gemisini kurtaran kaptandır. hangi gemi, hangi kaptan? insanlar cam parçalarını gerçek hazineye tercih ediyorlar. ve sonra ödip kompleksi. hayyam, efsane söylediler ve uykuya daldılar diyor. benim efsanelerimi dinleyecek kimsem yok. ve uyuyamıyorum da. keşke ıstıraplarım sevdiklerimin işine yarasa."
devamını gör...
demiş ki:

'iki yaralı kalp bir sağlam kalp eder..'

bu nedir biliyor musun sevgili sözlük; umuttur.
devamını gör...
oğuz atay tutunamayanları yazarken
cemil meriç çınardı.
dallarına bakardı hüzünle,
tutunamayanların göz yaşıydı.
geleni gideni çoktu
ama
yalnızdı cemil meriç.
insanları
başıboş
ve
avare
ve
üç yüz altmış derece
sonsuzluğun dairesinde
dönerken pejmurde,
merkeziydi bahtı kara bu ülkenin
noktaların görmediği.
görmüyordu
insanlar ne kadar
uzakta,
o
fikrin kabrinde
ağlıyordu
her gece.
o kadar
kelime
cümle
nafile.
şimdi elimizde
tuttuğumuz
tutunduğumuz
sahifeler
mazimize dair
kandiller.







devamını gör...
hayatını adadığı ilim yolunda gencecik yaşında gözlerinden olmuş fakat ne okumaktan ne yazmaktan geri durmuş bir fikir emekçisi; "gökyüzünden ateşi çaldığı için tanrıların gazabına uğramış bir promete"; insanların acımasız dünyasından kaçarken insan düşerken tutunacağı dalı seçemez derkenki tutunacak dalı kitap olan, acıyla, serzenişlerle çırpınarak geçirilmiş bir hayat; son yüzyılda yetişmiş bir fikir öncüsü, fikir ışığım.

(bkz: çok seviyorum sözlük)
devamını gör...
"tabular tabular! her adımda şuura dur emrini veren bir jandarma neferi. her kapının arkasında, elinde bıçak, bekleyen bir harem ağası. düşünme! düşüneni iftiranın ve sefaletin lağımında boğduktan sonra ellerimizi yıkayıp, 'efendim bizde filozof yetişmiyor' diye ah u vahlar."
devamını gör...
bir tecessüs bir görkemli oluştur üstad, 'düşünceniz kuduz köpek' gibi ortalıkta dolaştığı ve egemen olduğu 'bu ülke'de yetip gitti; gerisinde cennet asa bir eşik bıraktı: düşünme eylem oluşu.. şimdilerde habis egemen sağın elinde ama bir don kişot, solun evini kapattığı bir büyük kapı bir apaçaık güneş..: bu ülke, jurnal, mağaradakiler, kültürden irfana, umran vesair aklıma üşüşen ne desek bir şey söyleyemeyeceğimiz kitabsız bir nebidir üstad. devrim için düşüncenin namusu vesair vesair velhasıl kimsenin ve benim tanımlamama ihtiyaç duymayan bir tecessüs görkemli bir sürekli oluş biçim ve halidir üstad-ı azam.
devamını gör...
halk temsilcilerini seçtiği için hürdür diyorlar . bir öküzün istediği kasabı seçmesi gibi bir şey.

cemil meriç
devamını gör...
türk eğitim tarihinde bol bol adı geçen düşünürümüz.
devamını gör...
".. batıdan gelen hiçbir -izm masum değildir.." diyerek mevzuyu özetlemiş şahsiyet.
devamını gör...
bir dünyanın eşiğinde kitabıyla bize hint medeniyetinin kapılarını kendi berrak ve vicdanlı kalemiyle aktaran yazar. meriç, insan düşüncesinin geçtiği yolları izlemek için papirüslerin esrarını çözmeye lüzum yok, üç bin yıl önceki düşünceler zaten yanıbaşımızda diyerek, hint mistisizminin ve metafiziğinin sırlarını açıyor. bu anlamda, alacaklı asya'nın kavranamayan mesajlarını kavramamıza ve kendi medeniyet algımızla değerlendirmemize ışık tutacak eseriyle klavuzluk yapan meriç, bir fikir işçisi ve münevverdir.
devamını gör...
saint-simon'u okurken bu başlığın sol frame' düşmesi ilginç oldu...



devamını gör...
13 haziran 1987'de hayatını yitirmiş olan düşünürümüz..
vefatının yıldönümünde kendisini hürmetle anıyoruz. Allah rahmet etsin, mekanın cennet olsun üstadım.
peygamberimize komşu olmanı diliyoruz.

"din, bir susuzluk, sonsuza karşı duyulan özlem. bilgi değil, aşk."
devamını gör...
“namaz, psikiyatrik bir tedavidir. çünkü namaz kılan, kendini yalnız hissetmez. o en büyük güce bağlıdır. o gücün inâyeti içindedir. namazı huşû içinde kılan bir toplumda psikiyatrik hastalık olmaz.”
devamını gör...
ancak onun gibi bir 'münzevi' yazma iştiyakını ve ihtiyacını böyle anlatabilir;

'saçlarından yakalayamıyorsun zamanı, mısraa, şarkıya kalbedemiyorsun. yuvarlanırken tırnaklarını kağıda geçirmek istiyorsun, kağıda yani ebediyete.'

başka ne için olabilir ki çekilen bu sancı.

devamını gör...
paris' e ameliyat icin gittiğinde
Allahım 38 yıl gördün dünyayı
ama maymun gibi insanlarla yaşamışım.
şimdi ise rüya alemindeyim !
ne kadar güzel ifade etmiş merhum!
böyle hayatın icinde olunca hakverilesi muhterem.
devamını gör...
sağdan bakarsın sol görürsün, soldan bakarsın sağ görürsün...

vardır böyle adamlar...
devamını gör...
gözü açıkken uyuyan yığına inat gözü kapalıyken tüm gerçekleri görebilme yetisine sahip münevverimiz. (aydın demiyorum çünkü bu tarz kelimelerden hiç hoşlanmazdı) son filozofumuz...
devamını gör...
ülkenin ansiklopedisti.
17. 18. yüzyıl avrupasının ruhu.
sonra karanlık, el yordamı uzaklar, biraz hindu, biraz islam.
doğuştan hafıza, belagat.
bir gün hatay zındanıyla tanıştığı gün, enternasyonali haykıra bağıra söylediğini anlatmıştı sohbette.
bir daha eylem asla.
ideolojilere eleştirisi yüzde yüz haklı.
ama yeni mi, karl marks alman ideolojisinde çözmüştü bulmacayı.
marksizmi bilirdi, kaynağından.
stalini tanırdı
yani mezalimi.
hayatı; okuma.
kur'anın ilk cümlesinde kalmış bir hayat.
karanlığa teslim olmadan çizmişti rotasını.
teori, tafsilat, kitap.
hareket olmayınca açmıyordu gonca,
büyük beyin öylece soldu karanlıkta.
devamını gör...
sabah eve gelince hakkında yapılmış olan türkiye'nin ruhu cemil meriç adlı enfes belgeseli izledim yine: http://www.cogitosozluk.net...

sabahtan beri soruyorum 'o mu gördü biz mi?'
sonra necip fazıl'ın sorusu geliyor aklıma: 'yoksa göz, görüyorum sanmanın öksesi mi?'

sonra eskiden verdiğim cevabı tekerrür ediyorum: kendisinin kör kalmasından daha hazin olan, kendisine kör kalmamız belki de.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.