emil michel cioran

kendiyle derdi olan adamlardan. ‘varoluşa karşı eczanelerde hiçbir özel ilaç yoktur ‘derken çürümenin kitabında ontolojik bir çıkarımdan değil, kendi sancısından bahseder.

doğmuş olmanın sakıncası üzerine’ kitabında ise aidiyetimizi, kimliğimizi, ötekini sorgulatır.

‘kimim ben gerçek ben'im hangisi? uzun zamandır oldum olası bu dünyanın bana lazım olmadığının bilincindeyim, ne yapacağımı bilemiyorum. boş manevi gurura kapılmamın ve artık varoluşumun bana bozulmuş ve çürümüş ilahi gibi görünmesinin nedeni sadece ve sadece budur.’

her birimiz yalnızlığa karşı işlenen günah, yani insanlarla alışveriş tarafından yozlaştırılmaya yazgılı bir saflık dozuyla doğarız. zira her birimiz, kendimize hasredilmiş olmamak için elimizden geleni yaparız. bu durum mukadderatı değil düşmüşlük eğilimini andırır. ellerimizi temiz ve kalplerimizi bozulmamış bir halde muhafaza etmekten acizizdir; yabancıların terleriyle temas ederek kendimizi kirletiriz; tiksintiye aç ve vebaya hayran bir halde, toplu çirkefin içine gırtlağımıza kadar gömülürüz. kutsal suyla dolu ummanları düşlediğimizde, artık oraya dalmak için çok geç kalmışızdır; iliğimize, kemiğimize kadar kokuşmuş olmamız, o ummana dalıp boğulmamızı engeller. dünya yalnızlığımızı bozmuştur; ötekilerin üzerimizde bıraktığı izler silinmez bir hale gelir.’

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.